Siz yaşadınız, şimdi çocuğunuz yaşıyor!

‘Sınavı kazanamayacağım’ mı diyorsunuz?

05 Mayıs 2008 – 08:35 | by admin

Kaygı, sınava hazırlanan her öğrencide bulunan ruhsal gerginlik halidir. ÖSS ve OKS, öğrencilerin literatürüne girdiği andan itibaren sınav stresi gözlenir. Kaygıyı azaltma yollarını öğrenmeye ne dersiniz?1- Güven eksikliği; kaygının en önemli sebebidir. Başaracağınıza olan inancınız, motivasyonunuzu arttırır. Öncelikle liseye bitirecek düzeyde olan her öğrencinin sınavı kazanabileceğini bilmelisiniz. Bunun sonrasında ise yapmanız gereken şey; düzenli ders çalışmak, dolayısıyla konulara hakim olmaktır. Çözebildiğiniz her soru sizi hedefinize yaklaştıracaktır.

2- En önemli unsur ÖSS değil, sizsiniz. Sınav çoğu zaman hayatı değiştirecek sihirli bir değnek olarak görülür. Ancak etrafımıza baktığımızda çok iyi üniversitelerde okuyup işsiz kalan gençleri, buna karşılık daha düşük puanla girilen üniversitelerde okuyup, istediği kariyere ulaşan gençleri görebiliriz.
Read the rest of this entry »

YAŞASIN! ANNEM-BABAM BENİ ANLIYOR

05 Mayıs 2008 – 08:34 | by admin

Çocukta olumlu davranış geliştirebilmenin ilk basamağı onunla kaliteli iletişimi kurabilmekten geçiyor. İletişimde kalitenin yakalanabilmesi anlama eşiklerinin alt düzeylerde tutulması, iletişimde ben dilinin kullanılması ve çocukla empatik anlayış içinde konuşurken fiziksel duruşa ve göz temasına dikkat edilmesi gerekir. Bu şartlar sağlandığında artık, siz çocuğunuzu, çocuğunuz da sizi çok rahat anlayacaktır. Aranızdaki iletişimin kalitesinin artmasıyla beraber ilişkinizdeki samimiyet de o oranda artacaktır. Çocuğunuz “Annem/babam beni anlıyor” diye düşünecek ve sıkıntılarını sizlerle paylaşmaktan çekinmeyecektir.
Read the rest of this entry »

Anne Baba Okulu -([DERS 2)

05 Mayıs 2008 – 08:34 | by admin

İDEAL EBEVEYNLİKTE KARI-KOCA DİYALOĞUNUN ÖNEMİ
Karı-koca diyaloğu ile ebeveynlik arasında ne gibi bir bağ var diye düşünen birçok birey vardır. Hatta kendilerini ebeveynlik rolüne fazlaca adapte eden nice ebeveynler vardır ki; eşleri ile diyaloglarını hep ikinci plana atmışlardır. Oysaki iyi ebeveyn olabilmenin sırrı iyi eş olabilmekten geçer. Annelik veya babalık vasıfları çok güzel olan ve çocuğuna doğru yaklaşım tekniklerini kullanarak yaklaşan fakat eşi ile ciddi sorunlar yaşayan birçok insan vardır. Bu bireylerin çocukları ebeveynleri ile güzel zamanlar geçiriyor olsalar bile anne-babaları arasındaki gergin havadan nasiplerini alırlar.
Read the rest of this entry »

Önemli bir dönüm noktası: LİSE DÖNEMİ

05 Mayıs 2008 – 08:32 | by admin

Her yeni başlangıç, merak ve heyecanı da beraberinde getirir. Pek çok genç ve ailesi şu günlerde bu heyecanı yaşıyor; liseye başlama heyecanını. Lise çağı, gerek mesleki yönelim için ilk adım olması, gerekse ergenlik dönemini içinde barındırması sebebiyle ayrı bir önem taşır. Çünkü, ilk etapta çocuğunuzla seçeceğiniz lise türü ya da lise birinci sınıfın sonunda belirleyeceğiniz alan; sosyal bilimler, fen, yabancı dil gibi, onun hangi üniversiteye gideceğini ve hangi meslek grubunda yer alacağını belirler. Bunun yanında, ergenlik döneminin sağlıklı bir şekilde atlatılması, gencin yetişkinlikteki uyum ve başarısı üzerinde önemli bir rol oynar. Lise birinci sınıfa başlayan her öğrenci birtakım güçlüklerle karşılaşır. Bu güçlüklerin bir kısmı yeni olmakla ilgilidir. Öğrenci, okul binasını, birimlerini, idareyi ve öğretmenleri tanımaz.
Read the rest of this entry »

‘Keşke yılın başında olsaydık!’ dememek için ne yapmak gerekiyor?

05 Mayıs 2008 – 08:31 | by admin

“Keşke daha çok çalışsaydım!” serzenişlerini çok duymuşsunuzdur. O halde sizde aynı hataya düşmeyeceksiniz değil mi?Üniversiteye hazırlanan öğrenciler -ergenlik döneminin de etkisiyle- iniş çıkışlarla dolu bir ruh haline sahiptir. Bu ruh halinin etkisiyle, kimsenin onları anlamadığını ve başkalarının problemi olmadığını düşünürler.

İsterseniz, bir gözlemci edasıyla öğrencilerin durumlarını değerlendirelim:

ÖSS’ye hazırlanmak zor bir süreç, öğrencilere hak veriyoruz. Çünkü, belirsiz bir gelecek için çalışıyorlar. Üstelik çocukluktan çıktıkları bu dönemde, ağır bir sorumluluk omuzlarına yüklenmiş durumda.
Read the rest of this entry »

Aile ilişkilerimiz değişti

05 Mayıs 2008 – 08:30 | by admin

Ailem dergisiyle aile hayatımız değişti. Ailem dergisi bizim için bir ev doktoru, bir öğretmen, bir psikolog gibi. Bir problem yaşadığımızda çözümünü hemen Ailem dergisinin sayfalarında aramaya başlıyoruz. Örneğin, ergenlik çağına girmiş çocuğumuz var. Bu dönemlerde çocuğumuza nasıl davranacağımızı bilmiyorduk. Agresif hareketlerde bulunuyordu. Dergiyi okumaya başladıktan sonra bu konuyla ilgili yazıyı gördük ve çok ilgimizi çekti. Okuduktan sonra yazılanları uygulamaya başladık. Çok olumlu sonuçlar almaya başladık. Dergilerin hepsini itinayla saklıyorum; çünkü problem çıktığında çözümünü Ailem dergisinde bulacağıma inanıyorum. Okuduğumuz konuları aile içinde birlikte uygulamaya çalışıyoruz.
Read the rest of this entry »

Çocuklar da depresyona girer mi?

04 Mayıs 2008 – 14:31 | by admin

Depresyon (ruhsal çöküntü-duygu durum bozukluğu) günümüz toplumunda sık görülen bir hastalıktır. Depresyon; kimi zaman zihnimizde “depresyondayım… Unutuldum…” diye dilden dile dolaşan nağmeler olarak yer aldı.Kimi zaman hayatın yoğunluğundan bunalmış, sıkılmış insanların fotoğraf kareleri olarak zihnimizde canlandı. Şehir yaşamıyla ve modern kültürle insanların biraz daha yalnızlaşması, zorluklar karşısında dayanışmanın ve aile bağlarının zayıflaması, sosyo-kültürel sorun olarak karşımıza çıkmakta ve depresyonun oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Daha fazla…
Read the rest of this entry »

Arkadaşlarımı eleştirmeyin!

04 Mayıs 2008 – 14:29 | by admin

Yeni bir arkadaş edinmenin coşkusuyla ergen kız çok mutlu ve şöyle düşünüyor: “Sanırım bu arkadaşımla her şeyimi paylaşabilirim. Beni çok iyi anlıyor. Ailem tam olarak onu tanımıyorlar, tanısaydılar onun hakkında kötü şeyler söylemezlerdi. Ne olmuş ailesi onu serbest bıraktıysa… Ailem ne derse desin onunla konuşmaya devam edeceğim, ailemdeki sadece bir önyargı…”Ergen kız, bu şekilde düşünüyor çünkü bu arkadaşına kısa zamanda son derece bağlanmış.

Ailesi bu durumdan rahatsız; çünkü çocuklarının arkadaşının kötü alışkanlıklarının olduğunu ve sorumsuz olduğunu düşünüyorlar. Bu konudaki genel yaklaşımları şöyle:
Read the rest of this entry »

Aşırı güven duygusu çocukları egoist yapar

04 Mayıs 2008 – 14:29 | by admin

Üniversite ikinci sınıfta, “çocuk psikolojisi” dersine gelen Hollandalı bir profesörün sözleri hâlâ kulaklarımda çınlıyor. Klinik psikiyatr olan hocamız Cees Van Der Hilst şöyle söylemişti: “Çocuklarımıza kendi ayakları üzerinde, kimseye muhtaç olmadan yaşaması gerektiğini öğretirken, ne yazık ki biz, büyük bir hata yaptık. Hastalıklı ruha sahip insanlar yetiştirdik. Korku, panik ve güven duygusundan yoksun. Hayatı hep bir savaş gibi algılayan bir toplum haline geldik. Benim kliniğime gelen hastalarımın birçoğu, kendi ayakları üzerinde durma mücadelesi verirken, yorulup pes eden veya yıkılan kişilerden oluşuyor. Ben, sağlıklı insanı, ‘kendi ayakları üzerinde durabilen değil, başkaları ile yardımlaşarak ayakta durmaya çalışan insan’ olarak tarif ediyorum.” demişti.Bu sözler, emekliliğine az kalmış ve tüm ömrünü on binlerce ruh hastasını gözlemleyerek geçirmiş, yaşlı bir psikiyatrın samimi tespitleri idi. O halde, anne ve babalar, çocuklarını yetiştirirken, çocuklarının, ileride taşıyamayacağı bir yükün altına girmelerini teşvik etmek, tek başına ayakta kalma mücadelesine yönlendirmek yerine, onları, sosyal çevreyle dayanışarak hayatlarını sürdürmeye teşvik etmelidirler.
Read the rest of this entry »

Canı sıkılanlara öneriler

04 Mayıs 2008 – 14:28 | by admin

- Babası reklâmları aç da, Fatih’e yemeğini yedireyim.
Fatih iki yaşında. Annesi yemeklerini iştahla yemediği için yemek saatlerinde televizyonda müzik klipleri ya da reklâm açıyor. Renkli ve hareketli görüntüler Fatih’in büyük ilgisini çekiyor.

- Bizim kız dizi seyrediyor, gel biz seninle salonda laflayalım.

Nihal ilköğretim üçe gidiyor. Okuldan geldikten sonra akşama kadar en az üç-dört saat televizyon başından ayrılmıyor.

***
Read the rest of this entry »