Siz yaşadınız, şimdi çocuğunuz yaşıyor!

Archive for the ‘Sorular Cevaplar’ Category

Ailem beni engelliyor

Pazar, Mayıs 4th, 2008

B.E. SamsunBen 15 yaşında bir lise öğrencisiyim. Kız olmam sebebiyle ailem tek ya da arkadaşlarımla dışarı çıkmama izin vermiyorlar. Hep evde ya da kendimden büyüklerin yanındayım. Artık çok bunaldım. Onlar benim gözlüklerimle hayata bakmayı ne zaman öğrenecekler? Help help!

Dr. Can Hiçbir zaman öğrenemeyecekler güzel kızım… Çünkü, onlar da senin gibi 15 yaşında iken, Samsun’un, mesela Ladik ilçesinin, bilmem ne köyünde ikamet ederlerken, öğretmenleri ya da köyün ebesine, muhtarına giderek, “Ailemiz bizi tek başımıza ya da arkadaşlarla tarlaya, subaşına ya da Ladik’e göndermiyor” diye şikayet ettiler… Ve bu değerli dergileri sakla, sen de 40-45 yaşlarına gelince kendi çocuklarına aynı şeyi söyleyecek ve benim doktor oğluma ya da Güzin kızıma aynı gazetede onların yazıyla şikayette bulunduklarını okuyacaksın… (more…)

Bir mani, bir depresif

Pazar, Mayıs 4th, 2008

Yağmur/Ankara
Kimsenin kimseyle ilgilenmediği bir dünyada yüreğimizi kanatan sorunlarla ilgilendiğiniz için sağ olun. Eczacılık 3. sınıfta okuyorum. Sorunum değişkenlik. Bir hüzünlü oluyor içime kapanıyorum. Bazen de arkadaşlarımı gülmekten kırıp geçiriyorum. Bu iniş ve çıkış benim hızımı kesiyor ve hedeflerime ulaşmama mani oluyor. “Can” you help me?
Dr. Can

Değerli kızım Yağmur. İnsan yapısı ve ruhu itibarıyla her gün birkaç mertebeye iner ve çıkar: İnsan, insan-ı kamil, hayvan ve esfel-i sâfilîn… Geçirdiğimiz çocukluk, yaşadığımız ergenlik, dersler, dertler, ekonomik sorunlar, his dünyamızda ters giden işler vs. her şey rüzgârın ekin tarlasında oluşturduğu şekiller gibi ruhumuzda yankılara yol açıyor. Ve gelincik yaprakları misali zaman zaman titretiyor bizi. (more…)

Sürekli oğlumun arkasında dolanmaktan yoruldum!

Cuma, Mayıs 2nd, 2008

Sevda
Sorun, ergenlik yaşındaki 14 yaşındaki oğlum. Sorumluluklarını hiç yerine getirmiyor. Sürekli arkasında dolaşıyorum. Elimde olmadan bağırıyorum, o zaman daha da aksi oluyor. Okuldan atılmasına beş gün var; ama o inatla geç kalmaya devam ediyor. Nasıl yaklaşacağımı şaşırdım. Nasıl yaklaşırsam yaklaşayım bu disiplin sorununu çözemedim. Yardımcı olursanız sevinirim.

Dr. Bilge

Dünya dedikleri bir gölgelik zaten. Bir de biz gölge etmeyelim çocuklarımıza. Her çocuk bir ülke gibidir. Bağımsızlık isterler. Sınırlarının ihlal edilmemesini isterler. İçişlerinde serbest dışişlerinde bir süre anne-babaya bağlı özerk bir eyalet olmayı kabullenseler de, ergenlikle beraber artık dışişlerini de ellerine almak isterler. Biz anne-babalar ise korkarız saçlarının bir teline zarar gelmesinden. Sonra çatışmalar çıkar. Biz onları çok severiz; ama bir türlü sevgimizi gösteremeyiz.

Sevda Hanım; belli ki sevdalısın çocuklarına. Sürekli arkasında dolaşma. Çünkü hayat boyu arkasında dolaşamazsın. Çocuk bireysel özgürlüğü de görmeli. Hem çoluk çocuk benzetmelerini de bırakalım usulca. O bir beyefendi artık. O büyüdü. Bir sabah kalktınız ki oğlunuzun sesi babasınınkine çok yaklaşmış. Tebessüm ettiniz. Ama onunla kalmadı işte. (more…)

3,5 yaşındaki kızım birdenbire değişti

Cuma, Mayıs 2nd, 2008

Gülay Usta
3,5 yaşındaki kızım ile başım dertte. Bu yaşa kadar halim selim olan kız, birkaç aydır sanki büyülenmiş gibi birdenbire değişti. Artık sözlerim ona tesir etmiyor, ne söylesem tersini yapıyor, garip ve anlamsız bir inat başladı. Örneğin yemek yiyeceğiz, önüne yemeğini koyuyorum, “Sen yedir” diyor, Ya Sabır çekiyorum, yedirmek için yanına geliyorum, “Ben yiyeceğim sen otur” diyor. Akşam yatma saati geliyor, yatağa gönderiyorum, “Yatmayacağım” diye diretiyor. Deli olacağım, yardım edin lütfen.

—————

Biz, 3,5 yaş dönemine ‘minik ergenlik’ dönemi diyoruz. Çocuklar bu yaşlarda anne babalarını, büyük ergenlikte nelerle karşılaşacaklar, hangi problemleri yaşayacaklar, onun küçük bir provasını gösteriyorlar. Hiç telaşa kapılmayın, eğer çocuğunuzun diğer gelişimleri normal ise minik ergenliği atlattığında tekrar süt dökmüş kedi gibi olacaktır. Neden böyle oldu benim minik kızım diyorsan yüzeysel olarak söyleyeyim. Çocuklar, bu yaşlarda kendi ellerini kullanmasını, zihinlerini kullanmasını, kelimeleri kullanmasını çok iyi yaptıklarını düşünürler. Onlara göre onlar, her şeyi yapabilirler. İstekleri vardır, bu isteklerini annelerine emretmekten hoşlanırlar. Önce ver der, sonra verme der… Minik ergen, sözlerinin karşısındakine olan tesirini görmekten hoşlanır. Merak etmeyin geçer, bir gün onlar da kendilerinin aslında hiçbir şey bilmediklerini, anne babanın yardım ve desteği olmadan bir şey beceremeyeceklerini anladıklarında (ki bu 4-5 yaşlarına denk geliyor) yine eski sakin yaşantısına geri döneceklerdir. Aslında şikayet ettiğimiz bu davranış, yetişkin olan bizlerde de yok mu? Azıcık para-pul sahibi olunca, azıcık makam-unvan sahibi olunca biz de etrafımıza kafa tutmuyor muyuz? İnsan olmanın trajikomik yanı işte bu… Hadi, kal sağlıcakla…

Depremler, sağlam zeminlere zarar vermez

Cuma, Mayıs 2nd, 2008

Sinop-Dertli Hatun44 yaşında 3 çocuklu dindar bir anneyim. 16 yaşında imam-hatipli eşimle evlendim. Çocuklarım inançlı çok şükür; ama cuma ve Ramazan orucu dışında ibadetleri yok. Israr edersem itekaka 1-2 vakit iyi gidiyor, sonra tekrar olumsuz bitiyor. Baba da ben de farzları ve gerekenleri ihmal etmeyiz. Bilmem ki neden oldu. Yoksa küçükken dayak mı atmalıydık?Dr. Can

Değerli Dertli Hatun.

1) Çocuklarınız üzerine titreyen bir anne olmanızdan ötürü tebrik ve takdirlerimi arz ediyorum.

2) Her zaman Tanrıtanımaz ve inançsız ailelerin çocukları ebeveynleri gibi olmayabiliyorsa, dindar ailelerin çocukları da bazı sebeplerden dolayı dindar olamayabiliyorlar.

3) Ancak küçükken (0-7 yaş) ona ne gibi “telkin”ler verip öğretide bulundu iseniz, o çocuk döner dolaşır o temelde aldığı eğitime uygun bir yaşam tarzını benimser umarım. Telaş etmeyin.

4) Her şeye rağmen yaşları kaç olursa olsun doğru işlere teşvik, doğru sözleri de telkin etmeye devam etmelisin. Dayak iyi ki atmamışsınız. Zira şimdilerde bu duruma ilaveten bir de anksiyete bozuklukları ile uğraşacaktınız.

5) Belli ki ergenliğe dek bir şikayet yoktu. Sonra çevre faktörleri ve hormon değişiklikleri (bu ergenlik hormonları laboratuvar şişesinde durduğu gibi uslu durmuyor) çocuklarımızı zedelemiş. Olsun varsın. Bir müddet hayatlarını yaşadıklarında Hanya ve Konya şehirlerindeki farkı göreceklerdir. Fıtrat ve vicdanlarındaki duruluk, sizin dua ve telkinlerinizle onları birer Mevlana yapacak ve Mevlâ’larını tekrar keşfedeceklerdir.

Evde kurt, dışarıda kuzu

Cuma, Mayıs 2nd, 2008

Avcılar, C.B. 40 yaşında 2 çocuk annesiyim. Lise 1’e giden oğlum bizi çok üzüyor. Evde öfkeli, her şeye mânâ buluyor. Örneğin; evden çıkarken onun pabuçlarını şöyle ayağımla ittim diye ondan özür dilememi istiyor. Okuldaysa pısırık, korkak, isteksiz. Öğretmeni, “Hiç parmak kaldırmaz, konuşmaz ve pasif.” diyor. Şimdi de bizi çıldırtacak. Okumak istemiyormuş. Bize bir yardım doktor bey.

Öncelikle çalışan anne–baba olarak sanıyorum yeterli ilgiyi verememişsiniz. Belki yeteri kadar sevgi de alamamış olabilir. Ayrıca ilk çocuk ve erkek evlat. Biraz da şımarmışlık var. Hemen akabinde gelen 2’nci kardeşi oldum olası kıskandığı da bir gerçek. Ne olursa olsun şu anda ergenlik çağının tüm çatışmalarını yaşıyor. Kimlik arayışında başarısız ve kişilik problemi oluşmuş. Dışarıdaki sosyal başarısızlığının sebebi olarak sizleri görüyor ve intikam alıyor. Üzerine gitmeyin. Sevginizi göstermeyi sürdürün. Okul konusunda doğru ve yanlışı anlatın. Kararı ve getiri–götürülerinden onu sorumlu tutun. İster bir işe girsin ister askerlik yapsın, sonunda dersini alacak ve okuluna dönecektir. Bir psikologdan yardım alın. Umarım deli çağını en az zararla atlatır. Saygılarımla.

Komplekslerim beni yoruyor

Cuma, Mayıs 2nd, 2008

15 yaşındayım. 10. sınıftayım. Beğenmediğim ve beni yıpratan 3 özellik var.
1. Suçluluk duygusu. Bundan nefret ediyorum. Şu an hissetmediğim için yazamıyorum. Zaten kendimi çok da iyi ifade edemem.

2. Aşağılık kompleksi. Böyle hissettiğim için de çok çekinik davranır ve arkadaşlarıma özenirim.

3. Mazoşistlik. Acıyı severim, acıdan korkmam. Tuhaf, ama mutlu olunca kendimde eksiklik hissederim. Kendimi iyi anlatamadım, ama 2. mektubumda belki daha iyi yazarım.

Dr. Can

Sevgili Zehra kızım,

Belki sen farkında değilsin; ama kendini net ifade ediyorsun. Duygularını ve hissettiklerini güzel anlatıyorsun. Bu şikayetlerinin yetişme tarzın, ailen ve çevrenin sana davranış biçimlerinden oluştuğu belli…

EĞER BİR ÇOCUK;

* Kınanarak yaşarsa; Suçlamayı

* Düşmanca davranılırsa; Kavgayı

* Alay edilerek yaşarsa; Sıkılganlığı

* Utançla büyütülürse; Suçluluğu

* Hoşgörüyle; Sabrı

* Teşvik edilerek büyütülürse; Güvenmeyi

* Değer verilerek büyütülürse; Saygı duymayı

* Eşitlik ortamında büyütülürse; Adaleti

* Güven duygusunda büyütülürse; İnanmayı

* Beğeni ile büyütülürse; Hoşlanmayı

* Kabul ve dostlukla büyütülürse; Sevgiyi öğrenir…

Tabii ki bu tabloyu uzatabiliriz. Sen kendi teşhisini kendin koy. Üstüne bir de ergenlik ekle. İkiyle çarp, tuttuğun sayıdan çıkar. Ve bir psikiyatristin yolunu tut. Günlerin olsun KUT!

Yaşıtlarımdan geride kaldım

Cuma, Mayıs 2nd, 2008

Z.E., İzmir Doktor abi, yazılarınızı çok beğeniyorum. Bu yüzden ilk mektubumu size yazıyorum. 17 yaşındayım. Lise 1′de problemler yaşadım ve açık liseye geçtim. Yaşıtlarım bu yıl üniversiteye gidecek. Ben geri kaldım. Çevremden de rahatsız edici bir sürü laf geliyor. Mesleki bir eğitim ve staj görmem gerek. Ama malum sebepler yüzünden gidip gitmemekte mütereddidim.

Sevgili kızım. Gül kokulu mektubun için teşekkürler ediyorum. Çok ince ruhlu olduğun besbelli. Ayrıca ortaokulda aldığın takdirlere bakılırsa bu ülke senden çok şey bekliyor. 1- Eğer elinde bir hurma varsa ve onu yemek istersen geçici 15 sn. bir lezzet alırsın ve o biter. Ama onu ekersen belki o toprakta çürür ama ağaç olur. Yıllar içinde de on binlerce meyve verir. 2- Birinci şıkta anlatmak istediğim; ne yap-et stajına git, okulunu bitir. İdealin olan yuvayı aç. Kültürlü ve çalışkan bir öğretmen olarak binlerce çocuğa şefkatini ver. 3- İlk yıl geçirdiğin deprem ergenlik sorunlarıyla ilgiliydi. Artık kişiliğin oturmuş ve kimlik sahibi olmuşsun. Bundan sonra yalpalamazsın. 4- Okuduğun kitaplar ve çizdiğin yol çok aydınlık görünüyor. Allah yolunu ve bahtını da açık etsin evladım.

Çocuklarımı nasıl yetiştireceğim?

Cuma, Mayıs 2nd, 2008

S. C.: 32 yaşında 4 çocuk annesi bir ev hanımıyım. Onlarla iletişim kurmakta zorlanıyorum. Önerilecek kitap da varsa okurum. 32 yaşına gelmiş, bu ülkeye 4 adet aslan gibi çocuk vermiş, aranızda 17 ve daha fazla yaş farkı olan bu evlatları doğurup, besleyip, sağlıkla büyütüp iyi kötü eğitimlerini yaptırıyorsunuz ve onlarla iyi iletişim kuramadığınızdan ötürü yakınıyorsunuz öyle mi? Yaşınız benden küçük de olsa size saygılar sunuyorum. En azından böyle bir konuda “dertli” olabilecek kadar bilinçli ve kültürlüsünüz. Bu işin uzmanlığını yapmış olanların dahi zorlandığı bir dönem olan ergenlik çağı için bence hiç de fena sayılmazsınız. Bazı tavsiyelerim olacak: Hoşgörülü olun: Ergenlik genelde pürüzlü ve dalgalı geçer. Sabredin, değişiklikleri dikkatle gözleyin. Diyaloğu kesmeyin: “Beni anlamıyor” cümlesi çıkmasın ağzından. Gelecek güzel şeyler diyaloğun devamına bağlıdır. Cinsellik konusunda yanlış bilgilendirilmeleri olabilir. Ciddi ve anlayışlı cevaplar verin. Abi–arkadaş bulun: Amca–dayı oğlu gibi sevdiği, saydığı bir büyükten rica edin onunla ilgilensin… Dürüst ilgi gösterin: Arkadaşlarına, giyim kuşamına, konuşma tarzına, okuduğu kitaplara, hareketlerine dikkat edin. Uygunsuz bir şeye rastladığınızda mevcut sıkıntılı durum geçince doğruyu ve eğriyi sakince anlatın ona. Hediyeler alın: Zararsız hobi ve zevklerine uygun hediyeler olabilir. Kabiliyeti olan konularda ona destek olun… (Resim, müzik, spor gibi.) Onu başkalarına lanse edin, şikayetçi olmayın. Onun duymadığını zannediyor gibi telefonda ya da arkadaşlarınıza ya da akrabalarınıza onun meziyetlerini anlatın. Onunla gurur duyduğunuzu ihsas ettirin. Cinsel öğreti: Ergenler, bebeklik ve çocukluk dönemlerindeki bilgilerini temellendirme çabası içinde, bu dönemde ruhsal ve fiziksel olarak çok hızlı bir gelişme gösterirler ve karşı cinse karşı aşırı ilgilenirler. Genelde kendi yaşıtlarından bu bilgileri alırlar. Bu da yanlış ve eksik olabileceği gibi ergenlikte eşcinsel eğilimlerin ortaya çıkabilmesine yol açar. % 90’ı geçici olsa bile bu konularda doğru bilgilendirilmesi gerekir. Bu yüzden olabildiğince siz, eksik kaldığınız zaman bir büyük ağabeyi yardımcı olmalıdır… Uzman desteği: Yine de maddi imkanlarınız ölçüsünde bir psikologdan yardım almanızda hem yarar olur, hem de diğer çocuklarınız için size iyi bir öğreti… Sağlıcakla kalın.

Konuştuğum zaman saçmalıyorum

Cuma, Mayıs 2nd, 2008

SLİHA: 16 yaşındayım. Lisede okuyorum. Gerek ailem, gerekse arkadaşlarımla diyalog kurduğumda saçmaladığımı ifade ediyorlar. Umursamıyorum. Ev ve el işleri yapmak içimden gelmiyor. En büyük kız olduğum için yapıyorum. İsteksiz yapınca da işlerim beğenilmiyor. Bu defa da uyuşuk olarak nitelendiriliyorum. Neden böyleyim?

Sevgili SLİHA… Mektubunda ve ifadelerinde bir saçmalık görmedim. Ev ve el işlerini sevmek üstelik de yapmak zorunda değilsin. İstediğin kadar ve elinden geldiğince yapmak, anneye yardımcı olmak hoş bir şey tabii. Öncelikle sen bir öğrencisin. Okulunu en iyi şekilde bitirip üniversiteyi kazanmalısın. Başka bir şehirde birkaç arkadaşınla birlikte ev tutup mes’uliyetleri üstlenince tembellikten kurtulursun… Eğer okulda, evde, sokakta ve hayatın tüm branşlarında yaptığın her türlü iş beğenilmiyorsa, başka bir deyimle başarıyla yaptığın bir tek iş bile yoksa sanırım ÖSS stresi ve uzayan ergenlik sorunlarından olsa gerek… Dert etme. Artarak sürerse Dr. amcanı tekrar ara. Başarılar.