Siz yaşadınız, şimdi çocuğunuz yaşıyor!

Archive for the ‘Ergen Okulu’ Category

Ergenlik Dönemi Ruhsal Duygusal ve Sosyal Sorunlar

Pazartesi, Mayıs 5th, 2008

1. Ruhsal Hastalık Kavramı: Ruhsal hastalık, insanın duygu, düşünce ve davranışlarında olağan dışı sapmaların ayrılıkların bulunmasıdır., diye tanımlanabilir. Ruhsal hastalık belirtileri rahatsız edici, acı verici, kişiyi ve çevresini mutsuz eden türden belirtilerdir. Kişinin uyumunu bozar, ilişkilerini sarsar, ve çalışmasını etkiler. Kimi ruhsal hastalık daha çok kişinin kendisine acı verir. Örneğin kuruntuları, korkuları, kaygıları ve üzüntüleri olan kişi, kendi içinde tedirgindir, mutsuzdur, ancak bu belirtiler toplumsal ilişkisini, çalışmasını önemli ölçüde aksatmaz. Nevrozla bu türden ruhsal hastalıklardır. Nevrotik kişi, daha çok kendi içinde uyumsuz olan, iç dengesi bozulmuş olan kişidir. Nevrotik kişi, kendisini çevreye uydurmaya, bu amaçla kendisini değiştirmeye uğraşan kişidir. (more…)

Eyvah! Çocuğum uyuşturucu kullanıyor

Pazartesi, Mayıs 5th, 2008

Bugün Türkiye’de binlerce genç uyuşturucu batağında. Onları kurtarmak ve yeni gençlerin de bu tuzağa düşme-meleri için alınması gereken tedbirler olmalı.Kırmızı ışıkta beklerken kağıt mendil uzatan bir çocuğa kayıtsız kalamıyoruz. Sokakta çalıştırılan çocuklar için üzülüyor, ailelerine kızıyoruz. Tinerci, balici diye etiketleyip kendimizden uzaklaştırdığımız uyuşturucu ve uçucu madde bağımlısı gençlerden sadece kaçıyoruz. Aslında onları görmezden gelip unutmaya çalışırken kendi çocuklarımızın da geleceğini ihmal ediyoruz. Çocukları sokağa düşmekten ve madde bağımlılığından koruma sorumluluğu sadece anne babalara değil birey olarak toplumdaki herkese ait. Bir kişi tek başına ne yapabilir diyenlere, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekim Yardımcısı Fatih Kılıçarslan’ın cevabı hazır: “Göreve çocuklardan mendil almayarak başlayabilirsiniz.” Sosyal hizmet uzmanı Fatih Kılıçarslan, uçucu ve uyuşturucu madde bağımlılığı ile ilgili sorularımızı cevaplandırdı: (more…)

Kibir ve gururun pompalandığı bir dönemde çocuğuma tevazuu nasıl öğretebilirim?

Pazartesi, Mayıs 5th, 2008

Anne-baba olarak hatalarınızı kabul etmiyor ve daima kendinizi bir şekilde haklı görüyor, çevrenizi hep küçümsüyorsanız, çocuğunuzun egoist, bencil ve kibirli olmasına şaşırmayın.Günümüzün kayıp değerlerinden biridir tevazu… Medeniyetimizin soldurduğumuz güllerindendir. Şöhretin, gururun ve bencilliğin yüceltildiği bir zaman dilimindeyiz. Peki genç nesillere tevazu erdemini kim, nasıl öğretecek? Bugün pek çok konuda kavram kargaşası yaşadığımız ortada. Kibiri, özgüvenli olmakla aynı kefeye koyuyoruz. Tevazuu da güven eksikliğinden kaynaklanan yetersizlik, pısırıklık ve korkaklıkla karıştırıyoruz. Halbuki tevazuun temelinde özgüven ve özsaygı vardır. İçi dışı bir olmak esastır. Kişinin kendi yeteneklerinin farkına varması; ancak bu yeteneklerini kendinden bilmemesi, kendisini olduğundan farklı görmemesi ve göstermemesidir. Kişinin kendisine ve ötekilere karşı dürüst olmasıdır. (more…)

Ergenle ilgili anne-baba şikayetleri

Pazartesi, Mayıs 5th, 2008

Beklentiler eleştirerek veya dırdır ederek değil işbirliği havasında ergenin de fikirleri önemsenerek dile gelmelidir. Ergenlik duyguda istikrarsızlık dönemidir. Bazen çok gergin ve hırçın; bazen mutsuz ve asi olabilir. Çok üzerinde durmamak ve üstelememek gerekir.* Evden çıkana kadar aynanın karşısında iyice süsüne düşkün oldu. Ne var şu saçında anlamıyorum. 100 kere yapıyor sonra beğenmiyor, bozuyor. Bir işin ucundan tut desem, vaktim yok der ama. (more…)

Çocuklar da depresyona girer mi?

Pazar, Mayıs 4th, 2008

Depresyon (ruhsal çöküntü-duygu durum bozukluğu) günümüz toplumunda sık görülen bir hastalıktır. Depresyon; kimi zaman zihnimizde “depresyondayım… Unutuldum…” diye dilden dile dolaşan nağmeler olarak yer aldı.Kimi zaman hayatın yoğunluğundan bunalmış, sıkılmış insanların fotoğraf kareleri olarak zihnimizde canlandı. Şehir yaşamıyla ve modern kültürle insanların biraz daha yalnızlaşması, zorluklar karşısında dayanışmanın ve aile bağlarının zayıflaması, sosyo-kültürel sorun olarak karşımıza çıkmakta ve depresyonun oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Daha fazla… (more…)

Arkadaşlarımı eleştirmeyin!

Pazar, Mayıs 4th, 2008

Yeni bir arkadaş edinmenin coşkusuyla ergen kız çok mutlu ve şöyle düşünüyor: “Sanırım bu arkadaşımla her şeyimi paylaşabilirim. Beni çok iyi anlıyor. Ailem tam olarak onu tanımıyorlar, tanısaydılar onun hakkında kötü şeyler söylemezlerdi. Ne olmuş ailesi onu serbest bıraktıysa… Ailem ne derse desin onunla konuşmaya devam edeceğim, ailemdeki sadece bir önyargı…”Ergen kız, bu şekilde düşünüyor çünkü bu arkadaşına kısa zamanda son derece bağlanmış.

Ailesi bu durumdan rahatsız; çünkü çocuklarının arkadaşının kötü alışkanlıklarının olduğunu ve sorumsuz olduğunu düşünüyorlar. Bu konudaki genel yaklaşımları şöyle: (more…)

Aşırı güven duygusu çocukları egoist yapar

Pazar, Mayıs 4th, 2008

Üniversite ikinci sınıfta, “çocuk psikolojisi” dersine gelen Hollandalı bir profesörün sözleri hâlâ kulaklarımda çınlıyor. Klinik psikiyatr olan hocamız Cees Van Der Hilst şöyle söylemişti: “Çocuklarımıza kendi ayakları üzerinde, kimseye muhtaç olmadan yaşaması gerektiğini öğretirken, ne yazık ki biz, büyük bir hata yaptık. Hastalıklı ruha sahip insanlar yetiştirdik. Korku, panik ve güven duygusundan yoksun. Hayatı hep bir savaş gibi algılayan bir toplum haline geldik. Benim kliniğime gelen hastalarımın birçoğu, kendi ayakları üzerinde durma mücadelesi verirken, yorulup pes eden veya yıkılan kişilerden oluşuyor. Ben, sağlıklı insanı, ‘kendi ayakları üzerinde durabilen değil, başkaları ile yardımlaşarak ayakta durmaya çalışan insan’ olarak tarif ediyorum.” demişti.Bu sözler, emekliliğine az kalmış ve tüm ömrünü on binlerce ruh hastasını gözlemleyerek geçirmiş, yaşlı bir psikiyatrın samimi tespitleri idi. O halde, anne ve babalar, çocuklarını yetiştirirken, çocuklarının, ileride taşıyamayacağı bir yükün altına girmelerini teşvik etmek, tek başına ayakta kalma mücadelesine yönlendirmek yerine, onları, sosyal çevreyle dayanışarak hayatlarını sürdürmeye teşvik etmelidirler. (more…)

Çocuklarımızı nasıl dinlemeliyiz?

Pazar, Mayıs 4th, 2008

Anne babaların büyük bir kısmı çocuklarıyla sağlıklı iletişim kuramadığından yakınır. Çocuğunun kendisiyle konuşmadığından, sorulan sorulara cevap vermediğinden endişeye kapılan veya ters cevaplar verdiği için sinirlenip dövmeye kalkışan birçok anne baba vardır.

Özellikle ergenlik çağındaki gençlerle anne babaların iletişim sorunları daha fazladır. Her şeyden önce biz yetişkinlerin; nasıl sıkıntılarımız, streslerimiz varsa, çocuklarımızın da benzer duygulara sahip olduğunu bilmemiz gerekiyor. “Çoğu insan duygularını bastırarak, unutmaya çalışarak, başka şeyler düşünerek bunlardan kurtulabileceğini sanır. (more…)

Büyüdüm mü, hâlâ küçük müyüm Bir karar verin lütfen!

Pazar, Mayıs 4th, 2008

Ergen, “artık büyüdüm” duygusuyla aileden giderek uzaklaşır ve kendini sosyal ortamda ispat çabasına girer. “Bana bir şey olmaz” duygusu içindeki ergen, aşırı güven sonucu pek çok hatalar işleyebilir.
Henüz 15 yaşındaki çocuğunun, “Bugün eve geç gelebilirim.” ifadesine karşın annenin tavrı; “Ne o büyüdüm tavırları öyle!” şeklinde olur. Bir başka gün oğlunun bilgisayar oyunları ile ilgilendiğini gören anne bu defa, “Çocuklar gibi oyun oynuyorsun. Biz seni tam büyüdü diye düşünüyorduk.” der. Bu ve benzer örnekleri yaşayan ergen yavaş yavaş bu durumdan rahatsız olur ve bunu minik bir isyan cümlesi ile dile getirir: “Artık bir karar verin, ben büyük müyüm, yoksa hâlâ küçük mü?” Özellikle ergenliğin ilk yıllarında, bu örneğe benzer yaşantı durumları sık sık karşımıza çıkar. Büyümüş olmak veya henüz küçük olmak arasındaki tatlı ama karışık bir dönemdir ergenlik. Bu nedenle özellikle başlangıçta ergenin ve ailesinin kafası oldukça karışır. Yani hem aile ergenden artık tam olarak ne istemesi veya beklemesi gerektiğini bilemez hem de ergen karışık duygu süreçleri içinde olduğundan bir gün kendisini çok olgun hissederken, diğer bir gün çocukluk dönemine geri dönmek isteyebilir. (more…)

‘Gencim’ ve kimliğimi arıyorum!

Cuma, Mayıs 2nd, 2008

Ergenlik, kişiliğin oluşumu adına çok önemli bir dönemdir. Ergen kimliğini bulduğu ve karmaşalardan sıyrılabildiği oranda kişiliği oturmuş olacaktır.Bu dönemde çocuğunuz kimliğini arıyor. Bu arayışın devamında ileride karşımıza çıkacak iyi başarılı bir yetişkini de görebiliriz, problemli bir bireyi de.

***

NEDİR KİMLİK ARAYIŞI?

Çocuklar her dönemde insanlardan, kendine benzemek istedikleri örnek arar. Örnek aldığı insan gibi davranmaya başlar. Başlangıçta çocuğun örnek aldığı insanlar ebeveynleridir. Yaş büyüdükçe bu durum değişmeye başlar. Gençlik döneminde örnek alınanlar artık arkadaşlar ya da kahramanlardır. Eğer anne-baba önceki dönemde sağlam örnek olabilmişse çocuk bu dönemde örnek alacağı insanları daha dikkatli seçer. İşte bu örnek alma durumuyla birlikte gencin kişiliği de şekillenmeye başlar. Bu dönemde çocuğunuzla ilişkinizin pozitif olmasına dikkat edin. Negatif ilişkiler çocuğunuzu yanlış örneklere ve kişilik problemlerine itecektir.

(more…)