Siz yaşadınız, şimdi çocuğunuz yaşıyor!

Archive for the ‘Çocuğum’ Category

Çocuklarda Ergenlik Dönemi - Ergenlik Dönemi Sorunları

Pazartesi, Mayıs 5th, 2008

Ergenlik dönemindeki çocuklar ve ailelerine yönelik Sağlık hizmetleri veren Pediatrik Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz, adölesan dönemindeki çocukların uzman hekim tarafından mutlaka takip edilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Çocuğunuzun hayatının şekillendiği bu dönemde ortaya çıkan rahatsızlıklar, kalıcı hasarlara yol açabilir” dedi.
Kızlarda 10, erkeklerde 12 yaş civarında başlayan ve ortalama 3-5 yıl arasında süren ergenlik sürecinde çocukların sağlık kontrolünden geçmesi gerektiğini belirten Prof. Büyükgebiz, ergenlik döneminin çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemi olduğunu hatırlatarak şunları söyledi: (more…)

Ergenlik Dönemi Ruhsal Duygusal ve Sosyal Sorunlar

Pazartesi, Mayıs 5th, 2008

1. Ruhsal Hastalık Kavramı: Ruhsal hastalık, insanın duygu, düşünce ve davranışlarında olağan dışı sapmaların ayrılıkların bulunmasıdır., diye tanımlanabilir. Ruhsal hastalık belirtileri rahatsız edici, acı verici, kişiyi ve çevresini mutsuz eden türden belirtilerdir. Kişinin uyumunu bozar, ilişkilerini sarsar, ve çalışmasını etkiler. Kimi ruhsal hastalık daha çok kişinin kendisine acı verir. Örneğin kuruntuları, korkuları, kaygıları ve üzüntüleri olan kişi, kendi içinde tedirgindir, mutsuzdur, ancak bu belirtiler toplumsal ilişkisini, çalışmasını önemli ölçüde aksatmaz. Nevrozla bu türden ruhsal hastalıklardır. Nevrotik kişi, daha çok kendi içinde uyumsuz olan, iç dengesi bozulmuş olan kişidir. Nevrotik kişi, kendisini çevreye uydurmaya, bu amaçla kendisini değiştirmeye uğraşan kişidir. (more…)

TİK BOZUKLUKLARI

Pazartesi, Mayıs 5th, 2008

Tikler, normal davranışı andıran, ani ve tekrarlayıcı hareket, jest ve seslerdir.
Basit Hareket Tikleri: (1–2 saniyeden kısa) Göz kırpma, burnunu kıvırma, dudak yalama, yüz buruşturma, ani kafa atımları, omuz silkme, parmaklarıyla oynama veya tıklatma, ayaklarını sallama, vurma, sekme, ayak bileğinden germe.
Karmaşık Hareket Tikleri: (daha karmaşık, anlamlı ve uzun süreli) El veya yüzün anlamlı hareketleri veya yavaş bir baş hareketi, şaşırmış ya da anlamamış gibi bakmak, eşyalara veya insanlara dokunma, parmaklarıyla sayı sayar gibi yapma, bir ileri iki geri adımlama, çömelme, eğilme ve bükülme hareketleri.
Basit Ses Tikleri: Öksürme, burun çekme, boğaz temizleme, ıslık çalma, hayvan ve kuş sesleri.
Karmaşık Ses Tikleri: Heceler veya kelimeler söyleme, koprolali (küfür etme tiki), ekolali (aynısını söyleme), palilali (son harf veya hecenin tekrarı).

* Tourette Bozukluğu
Çocukluk çağlarında başlayan kronik nöropsikiyatrik bir bozukluktur. Eşzamanlı olarak ortaya çıkmasalar da hastalık sırasında kimi zaman hem çoğul motor (hareketle ilgili), hem de bir ya da birden fazla vokal (ses çıkarma) tik ortaya çıkmıştır. Tikler aralıklı veya hemen her gün, günde birçok kez ortaya çıkmaktadır.

* Kronik motor veya Vokal Tik Bozukluğu
Tourette bozukluğuna benzer. Tanı için basit ya da karmaşık olan motor veya vokal tiklerden birinin varlığı yeterlidir.

* Geçici Tik Bozuklukları
Tekil ya da çoğul motor ve/ya da vokal tik (yani birden ortaya çıkan, hızlı, yineleyici, ritmik olmayan, basmakalıp motor hareketler ya da ses çıkarmalar); bu bozukluk belirgin bir sıkıntıya veya toplumsal, mesleki alanlarda veya önemli diğer işlevsellik alanlarında belirgin bir bozulmaya neden olur. Birçok olguda tikler ruhsal kökenlidir, stresle artar ve kendiliğinden azalma eğilimindedir.

DİKKAT EKSİKLİĞİ VE YIKICI DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI

Pazartesi, Mayıs 5th, 2008

Dikkat Eksikliği / Hiperaktivite Bozukluğu
Dikkat süresindeki kalıcı ve sürekli kısalık, engellenmeye yönelik denetim eksikliği nedeniyle davranışlarda ya da bilişte ortaya çıkan ataklık ve huzursuzluktur. Bu bozukluğu gösteren çocuklar; çoğu zaman dikkatlerini ayrıntılara veremez veya okul ödevlerinde, işlerinde veya diğer etkinliklerinde dikkatsizce hatalar yaparlar. Çoğu zaman aldıkları görevlerde veya etkinliklerde dikkatleri dağılır. Kendileriyle konuşulduğunda dinlemiyormuş gibi görünürler. Üzerlerine aldıkları görevleri düzenlemekte zorluk çekerler. Genellikle, sürekli zihinsel çaba gerektiren görevlerden kaçınırlar. Sık sık eşyalarını kaybederler. Dikkatleri dış uyaranlarca çabuk dağılır. Oldukça unutkandırlar ve elleri ayakları kıpır kıpırdır. Sınıfta veya oturulması gereken yerlerde kalkar; uygunsuz koşullarda koşuşturur ya da tırmanırlar. Çoğu zaman hareket halindedirler, çok konuşurlar, sorulan soru tamamlanmadan cevap verirler; sırasını bekleyemez; söz keserler. Dikkat eksikliği veya aşırı hareketlilik belirtilerinden biri daha ön planda olabilir. (more…)

Cinsel Eğitim

Pazartesi, Mayıs 5th, 2008

Gencin büyüme, olgunlaşma ve cinsel kimliğini kazanması sırasında, karşılaştığı sorunları giderme çabasına cinsel eğitim diyebiliriz. Bu eğitimin ana amacı, biyolojik ve cinsel gelişmeler konusunda gençleri bilgi sahibi yapmak ve bu alandaki gerginliklerinin azalmasını sağlamaktır

Ana-baba ve çocuklar arasında sevgi ve saygıya duyarlı bir ilişki olduğu oranda çocuklar sağlıklı yetişirler. Hayatın ilk yıllarından beri, her türlü sorununu anne ve babasıyla konuşabilen böyle yetiştirilen bireyin buluğ döneminde sorunları daha az olur. Çünkü kendilerine danışabileceği, güvenebileceği yetişkinlere sahiptir. Gerçekte bu eğitim aile içinde, ta çocukluğun ilk yıllarından başlayarak ergenliğin sonlarına kadar devam etmelidir. (more…)

Kız Erkek Arkadaşlığı

Pazartesi, Mayıs 5th, 2008

3 yaşından küçük çocuklar yalnız kendileriyle ilgilenirler. Okul öncesi çağda yani 3 yaş dolaylarında kız erkek karışık oynarlar. Ancak daha sonra toplu oyunlarında ve evcilik oyunlarında kızlar anne, erkekler de baba rolü oynamayı yeğlerler. İstedikleri rolü oynayamazlarsa küserler, ya da mızıkçılık ederler. Giderek erkek çocuklar kümeleşir, bir arada oynamaya başlarlar. Kız çocuklarını ya gönülsüz olarak aralarına alırlar, ya da erkek arkadaş bulamayınca kızlarla oynamaya razı olurlar. Bu ayrı kümeleşme ilkokulda iyice belirginleşir. İlkokulun son yıllarında erkek ve kızlar birbirlerine karşıt kümelerde yer alırlar. Bir arada oynayamadıkları gibi birbirine takılır, birbirini küçümser, alay ederler. Erkek çocuklar kız çocukların kızdırmaktan, vurup kaçmaktan, çantalarını düşürmekten zevk alırlar. (more…)

Çocukların odalarında 24 saat açık bomba var!

Pazartesi, Mayıs 5th, 2008

Murat ilköğretim 5. sınıf öğrencisi. Babası ona bilgisayarı bir yıl önce aldı. Bu yılın başından beri de internete girebiliyor. Her akşam saatlerce internette geziyor. Çünkü Türk Telekom’un ADSL kampanyası ile sabit bir ücretle sınırsız internet imkanından faydalanıyor. İnternet birçok ödevini yapmada ona büyük fayda sağlıyor. Ama interneti sadece ödev yapmak için kullanmıyor. Anne Feride Hanım, oğlunun bu sene çok ders çalıştığını ve odasından çıkmadığını söylüyor. Odasında, bilgisayarın başında her gece farklı sitelere girmek onun için büyük eğlence. Feride Hanım, baba Yusuf Bey, internetten hiç anlamıyor. Zaten Murat da anne-babası odaya geldiğinde bilgisayar ekranında görünmesini istemediği şeyleri onlardan rahatlıkla gizleyebiliyor. Anne-baba da çocuklarının zararlı sitelere çok rahat girilebileceğini bilmiyor. (more…)

Eyvah! Çocuğum uyuşturucu kullanıyor

Pazartesi, Mayıs 5th, 2008

Bugün Türkiye’de binlerce genç uyuşturucu batağında. Onları kurtarmak ve yeni gençlerin de bu tuzağa düşme-meleri için alınması gereken tedbirler olmalı.Kırmızı ışıkta beklerken kağıt mendil uzatan bir çocuğa kayıtsız kalamıyoruz. Sokakta çalıştırılan çocuklar için üzülüyor, ailelerine kızıyoruz. Tinerci, balici diye etiketleyip kendimizden uzaklaştırdığımız uyuşturucu ve uçucu madde bağımlısı gençlerden sadece kaçıyoruz. Aslında onları görmezden gelip unutmaya çalışırken kendi çocuklarımızın da geleceğini ihmal ediyoruz. Çocukları sokağa düşmekten ve madde bağımlılığından koruma sorumluluğu sadece anne babalara değil birey olarak toplumdaki herkese ait. Bir kişi tek başına ne yapabilir diyenlere, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekim Yardımcısı Fatih Kılıçarslan’ın cevabı hazır: “Göreve çocuklardan mendil almayarak başlayabilirsiniz.” Sosyal hizmet uzmanı Fatih Kılıçarslan, uçucu ve uyuşturucu madde bağımlılığı ile ilgili sorularımızı cevaplandırdı: (more…)

Çocuklarımızın iyi bir insan olmasını gerçekten istiyor muyuz?

Pazartesi, Mayıs 5th, 2008

Çocuklarımızın din ve Allah inancı sağlam; beden, zihin, ahlâk, ruh ve duygu bakımlarından dengeli/sağlıklı gelişen bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, şahsiyete değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, üretici ve verimli gençler olmalarını istiyor muyuz?

Çocuklarımızda din ve Allah inancının, özellikle ergenlik dönemlerinde sağlam bir şekilde yerleşmesini arzu ediyor muyuz? Genel olarak çalışmalar, gencin özellikle ergenliğe has kimliği oluşturmada en önemli referanslarının, dine ve dini hayatı yaşamaya dayalı birtakım benzeşim/özdeşim örnekleri olduğunu göstermektedir. (more…)

Kibir ve gururun pompalandığı bir dönemde çocuğuma tevazuu nasıl öğretebilirim?

Pazartesi, Mayıs 5th, 2008

Anne-baba olarak hatalarınızı kabul etmiyor ve daima kendinizi bir şekilde haklı görüyor, çevrenizi hep küçümsüyorsanız, çocuğunuzun egoist, bencil ve kibirli olmasına şaşırmayın.Günümüzün kayıp değerlerinden biridir tevazu… Medeniyetimizin soldurduğumuz güllerindendir. Şöhretin, gururun ve bencilliğin yüceltildiği bir zaman dilimindeyiz. Peki genç nesillere tevazu erdemini kim, nasıl öğretecek? Bugün pek çok konuda kavram kargaşası yaşadığımız ortada. Kibiri, özgüvenli olmakla aynı kefeye koyuyoruz. Tevazuu da güven eksikliğinden kaynaklanan yetersizlik, pısırıklık ve korkaklıkla karıştırıyoruz. Halbuki tevazuun temelinde özgüven ve özsaygı vardır. İçi dışı bir olmak esastır. Kişinin kendi yeteneklerinin farkına varması; ancak bu yeteneklerini kendinden bilmemesi, kendisini olduğundan farklı görmemesi ve göstermemesidir. Kişinin kendisine ve ötekilere karşı dürüst olmasıdır. (more…)